27 Aralık 2009 Pazar

Yeni Yılınız Kutlu olsun,Yeni Yıl Resimli Mesajlari,Yılbaşi Resimli Mesaj,Yeni Yıl Kutlama Mesajlari

Değerli Okuyucularım,
Yeni bir yıl geldi, kapımızı çaldı.Ömürden bir yıl daha eksildi.Kimimiz yaşlanıyor, kimimiz daha bir olgunlaşıyor,kimimiz ise çocukluğa elveda diyor.Diğer sayfasında ne olduğunu bilmediğimiz ömür kitabının her sayfasını yavaş yavaş okuyoruz ve her sayfasında yeni umutlara,sevinçlere,üzüntülere doğru yol alıyoruz.Bu ömrü kitabının her sayfası bize sağlık,mutluluk,sevinç,başarı getirmesi temennisiyle tüm okuyucularımın,ziyaretçilerimin,dostlarımın,arkadaşlarımın yeni yılı kutlu olsun.

Yeni yılların benim açımdan diğer bir özelliğide doğum günüm olmasıdır. Daha nice doğum günlerimde sizlerle hep beraber olmak dileğiyle...

Madem yeni yıl dedik,doğum günü dedik kendi çapımda yeni yıl resimli mesajları hazırladım.Bazen sevdiklerimizin yeni yılını kutlamak için bu hazır kartpostallar çok işe yarıyor.Siz okuyucularımda faydalansın diye bu başlıkta hazırladığım yeni yıl resimli mesajlarımın yanı sıra internette bulduğum kayda değer kartpostalları paylaşacağım.Umarım beğenirsiniz.

NoEngel'den hediyesi Resimli Yılbaşı kutlama mesajları buyrun inceleyin.. :)












Bunlarda Nette Bulduklarım:



********YENİ YIL YAZILI KUTLAMA MESAJLARI ****************

* Nerede yaşam varsa, orada umut da vardır. Yeni yılda tüm umutlar ve başarılar seninle olsun. Mutlu Yıllar dilerim.

* Yine bir yıl başı yaklaşıyor bu yıl başı sevdiklerinizle birlikte mutlu huzurlu bir yıla başlangıç yapmanızı ve tüm yılınızın aynı güzellikte geçmesini diliyorum.

* Her yeniyıl bir başka güzel.. 2010 yeniyıl sizlere hayatınız boyunca unutamayacağız güzellikler yaşatsın. Yeniyılınız kutlu olsun.

* Düşsüz büyük şeyler yapılamaz. 2010 yılında tüm düşlerinizin gerçekleşmesi dileğiyle..

* Hiç hata yapmayan insan genellikle hiçbir şey yapamaz. 2010 yılında hatalarımızın az, başarılarımızın devamlı olması dileğiyle mutlu yıllar..

* Sağduyu aklın kapıcısıdır. Görevi: Kuşkulu fikirlerin içeri girmesine ve de dışarı çıkmasına engel olmaktır.Yeni yılda hepizin mutlu sağduyulu ve sağlıklı günler getirmesi dileğiyle..

* Sahip olduklarımızla yaşamayı öğrenmek bir süreç, bir katılım, yani yaşamımızın yoğrulmasıdır. Gelecek yıllar varlığımızı zenginleştirecek. Yeni yıl ilk adım.. Nice yıllar, mutlu yıllar..

* Gül için dikene razı olur musunuz, yoksa dikeni de gülü de red mi edersiniz? Yeni yıllarda güllerle dolu günlerin dikenleri sizi düşmanları koruyan çitler olsun. Mutlu Yıllar!!

* Zamanı yapamayacağımızı şeyleri istemekle geçirdiğimiz söylenir. Oysa gücümüz tüm zamanları zorlar. Yeter ki kendimize ve dostlarımızın gücüne inanalım. Yeni yılda inancımızı pekiştirmemiz ve mutlu olmamız dileklerimle..

* Dünyayı değiştirmek istersen yüreğine inan , dostlarına güven, sevgine sarıl.. Yeni yıl senin başarılarının anahtarıyla tüm kapıları açacaktır.. Mutlu Yıllar!!

* Susmak, dayanılması çok güç bir yanıttır. Yeni yılda tüm sorunların yanıtları seninle olsun.. Mutlu yarınlar, mutlu yıllar..

* İnsan, armağanını kalbi ile birlikte vermezse ne değeri vardır. Yeni yıllar Tanrı’nın bizlere verdiği armağandır. En mutlu günler seninle olsun.. Armağanınla yücel..

* En işe yaramayan günümüz hiç gülmediğimiz gündür. Yeni yılın dolu dolu ve geniş en içten gülümsemelere açılması dileğiyle mutlu yıllar..

* Bembeyaz yağan kar, ne yaşanmışsa yaşansın örter geçmişin hatalarını... Yeni bir gelecek sunar bize ve yeni bir başlangıç... Yeni yılınız kutlu olsun...

* Herkes bir başkasına yardım etseydi, herkesin işi yapılmış olur. Yeni yıl paylaşımlarımızın yılı olsun. Mutluluk, esenlik ve sevinçler getirsin. Mutlu yıllar dilerim.

* Şeker gibi tatlı, masal gibi güzel bir yıl diliyorum..

* Yeni yıl bizlere kutlu olsun.. Yeni yıl sizlere de kutlu olsun.. Sağlık, başarı ve mutluluk dolu olsun..

* Yeni yılda, her şeyin gönlünüzce olmasını diler, tüm beklentilerinizin gerçekleşmesini temenni ederim. Mutlu yıllar...

* 2010 yılında da hiç ümitsiz kalmaman ve hayallerine kavuşman dileğimle. İyi ve sağlıklı seneler!

* Kardeşliğin doğduğu, sevgilerin birleştiği, belki durgun, belki yorgun, yine de mutlu, yine de umutlu, yine de sevgi dolu nice yıllara!

* Yeni bir yıla girerken sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felaketlerin, geçip giden koca bir yıl gibi geride kalması umuduyla.. Nice Yıllara!

* 2010 yılı öyle bir yıl olsun ki, 2009 yılının tüm olumsuzluklarını bize unuttutabilsin.. İsteklerimizin gerçekleşeceği bir yıl dileğiyle..

* 2009 yılı acılarımızla, sevinçlerimizle geride kalacak. 2010 daha fazla umut, daha fazla sevinç, daha fazla mutluluk getirsin. Yaşamında güzel yıllar, mutlu yarınlar, gerçek dostluklar hep seninle olsun. Yeni yılın sana ve tüm sevdiklerine sağlık, mutluluk, neşe, başarı, bolca para, sevgi ve huzur getirmesini dilerim. Mutlu Yıllar

* Hepimizin tüm ilgisi gelecek olmalıdır, çünkü yaşamımızın geri kalanını orada geçireceğiz. 2010 yılı geleceğimize atacağımız ilk adımdır. Tüm adımlarımızın sağlam olması dileğiyle nice mutlu yıllar dilerim..

* İdeal denen şey bir yıldıza benzer, ona hiçbir zaman ulaşamayız ama, tıpkı denizcilere olduğu gibi bize de yolumuzu gösteren odur. Yeni yılda tüm ideallerine kavuşman dileğiyle mutlu yıllar..

* En büyük zaman hırsızı, yaşadığımız kararsızlıktır. 2010 yılı tüm kararlarımızın gerçekleşmesi ve mutluluğu getirmesi dileğiyle, nice mutlu yarınlara..

* Mutlu insan sevgisine ve kendine güvenendir. Sevgi bütün kapıları açar .. Yeni yılda sevgi dolu günler dilerim.. Mutlu yıllar.

* Yaşamın kaynağı Sevgi ise sevgi bir tutku, tutku bir amaç, amaç bir şeyleri birileriyle paylaşmaksa, paylaşmak dostluk, dostluk hatırlamaksa eğer hep aklımdasınız! Yeni yılda da dostluğumuzun daha da pekişmesi ve ebedi olması dileğimle daha nice MUTLU YILLAR!

* Şunu unutma: Her şeyin yok olduğunu düşündüğünüz anda, gelecek hâlâ yerindedir. Yeni yıl geleceğin ilk adımıdır. Mutluluk ve başarı dileklerimle..

* Başaramadığınız zaman düş kırıklığına uğrayabilirsiniz ancak, yeniden denemezseniz işte o zaman sizin için her şey bitmiş demektir. 2010 yılının ülkemiz, ailemiz ve hepimiz için mutlu ve başarılarla dolu olması dileğiyle..

* 2009'ye ELVEDA, 2010'e MERHABA!! Hoşgeldin Yeni Yıl...

* 2010 yılının sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirmesi dilekleriyle. Neşe dolu yıllar!

* Bu dünyada mutlu olan insanlar; ayağa kalkıp istedikleri koşulları arayan, bulamazlarsa da yaratan insanlardır. Nice mutlu yıllar sana yakışacaktır.

*  Yaşamınca güzel yıllar, mutlu yarınlar, dostça dostluklar hep senin olsun. MUTLU YILLAR!

*   Bugün, yarına dünle beslenerek yol alır. 2010 yılı senin güzel yüreğinle birlikte sana mutluluk getirecektir, eminim. İyi yıllar dileğiyle ..

*  Yeni yılda tüm dargınlıkların bitmesi ve barış içinde yaşanması dileğimle..

*  “Gül için dikene razı olur musunuz yoksa dikeni de gülü de red mi edersiniz? Yeni yıllarda güllerle dolu günlerin dikenleri sizi düşmanları koruyan çitler olsun. Mutlu Yıllar!!”
 *  YENİ YILDA; Hayatı tutabilmek, Sevgiyi kaçırmamak, Keşke dememek için düşlerini ikiyle çarp bu kez... Ve onları gerçekleştirecek zamanı ayır kendine... MUTLU YILLAR!!

*   Sevgi bestesinin tınılarını tüm insanların yüreğinde hissedeceği, hüzünlerinizin dostluklarla silineceği, ümitlerinizin hiç bitmeyeceği, sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir yılı sevdiklerinizle birlikte geçirmeniz dileğiyle. 2010 yılı size sağlık, mutluluk, başarı ve bol kazanç getirsin! Neşe dolu bir yıl geçirin..

*   Yeni yılın tüm insanlığa ve ülkemize barış, mutluluk getirmesi dileğiyle tüm dostların yeni yılı kutlu olsun.

24 Aralık 2009 Perşembe

Bazı TV kanallarında Engellilik Allah tarafından verilen Ceza olarak gösteriliyor!

Birleşik Sakatlar Federasyonu (BİSAF), Türkiye genelinde derneklerce temsil edilen bedenen engelli guruplarının sosyal, ekonomik, kültürel, sportif, hukuki ve mesleki yönden topluma ve çalışma hayatına kazandırılması; ortak hak özgürlüklerin kazanımlarının geliştirilmesi için çalıçmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda BİSAF


Özürlülere verilen rapor oranlarının budanması.

Yayınlarıyla özürlüyü toplum gözünde cezalı kullar olarak gösteren bir TV kanalı olmak üzere iki hukuki girişem yaptı. Konu hakkında açıklama yapan BİSAF, “Şuan yürürlükte olan sağlık kurulu raporlarındaki (Özürlülük Ölçütü) sakatlık maalesef çoğu engelliyi mağdur ediyor. Örneğin yüzde 40-50 arasında raporu olan birisi yeni rapor almaya kalkıştığında eski oranı bir çırpıda yüzde 25-35’lere kadar budanıyor. İşte federasyon olarak bu çarpıklığın düzeltilmesi için Hukuk Komisyon Başkanımız Av. Turgay Özcan’nın girişimiyle bir dava açtık.”

Diğer davada engelliyi cezalı kullar olarak gösteren bir TV kanalına açtıklarını belirten BİSAF şunları söyledi:

“Dini ağırlıklı yayın yapan bu kanal güya insanları kötülüklerden arrındırıyor. Ne hikmetse filmin sonunda zalimleri, üç kağıtçı ve dümenbazların akıbeti ya körlük oluyor, ya tekerlekli iskemleye bağımlılık ya da spastik oluyor. Deyim yerindeyse Allah onları cezalandırmış oluyor. İşte dini mesajlarla verilen bu tür yayınlar doğrultusunda toplumda özürlüye karşı önyarğıyı aşmakta zorlanıyoruz.
Artık biz engelliler “Şükür” diyerek kabuğumuza çekilmeyeceğiz. Birleşik Sakatlar Federasyonu olarak yasal yollardan haklarımızı alacağız. Bu konuda tüm engelli camiasından köstek değil, destek beliyoruz.”

BİSAF (BİRLEŞİK SAKATLAR FEDERASYONU)

NoEngel Yorumu:  
Bisaf engelliler yararına önemli konulara parmak basıyor.Gerek rapor oranlarında,engelli istihdamı,gerekse diğer engelli sorunlarına ilişkin faydalı çalışmalar yapmaktadır.

Şu aralar üzerinde durdukları diğer bi konu ise TV kanallarının sürekli olarak engelliğin, yaptığın kötü işlere karşılık Allah tarafından verilen ceza gibi gösterildiğine dair defalarca yayınlar yapılmasına karşı dava açma konusudur.Bu yayınların biran önce son bulmasını gönülden arzuluyor, Bisaf'ada bu konuya verdiklere önemden dolayı teşekkür ediyorum.


Allah insanlara dünyada yaptıkları kötü ve günah işlerin karşılığı olarak Ahiret hayatına geçmeden önce bu dünyada cezalarını çeksinler diye Görme Engellilik,Vücudunun bir uzvunun alınması,pisikolojik rahatsızlık gibi engeller vererek cezalandırıyor diye toplumu düşündüren,bilinçaltına bu tür mesnetsiz düşünceleri sokan diziler,yayınlar yapılması büyük hatadır. Yüce Allah hepimizi insan olarak eşit yaratmış ve bu dünya hayatında engelli olarak bize bir rol vermişse yüce yaratıcıya saygı duymak ve bu rolü kendi açımızdan artı değerlere dönüştürmek biz engellilerin elindedir. 

Dini açıdan konuyu irdelediğimizde bir bütun uzuvları olan bir insanın yaptığı ibadetin Allah katında hükmü ile zor şartlar altında tek bacağı olmayan insanın yaptığı ibadetin Allah katında hükmünün daha bir değerlilik arzedeceğini düşünmekten kendimi alamıyorum.
Bu dünya gelip geçici bir dünya olduğuna göre,hepimiz engelli,engelsiz insan olarak aynı yerde buluşacağımız için bize düşen engellimizi Allah'a ibadet konusunda tetikleyici güç olarak değerlendirmek olacaktır. Bazı dini kaynaklarda da belirtildiği üzere Allah (c.c.) Sevdiği kullarına dert verirmiş ki bakalım bu dertler,engeller karşısında kulum bana isyan etmeden dini vecibelerini yerine getirebilecek mi? diye bir saptamayı rahatlıkla yapabiliriz.

Toplum açısından ise Tv'lerde sürekli bir kötülük karşılığında, tekerlekli sandalyeye ve koltuk değneklerine mahkum olan insanları gören diğer toplum bireyleri işte bu adam kötü, iyi olsaydı Allah bu cezayı vermezdi diyen insanlarımızın ne kadar çok olduğunu en yakın Annemin bana bir hatamdan dolayı "sen iyi olsaydın, topal olmazdın" sözüdür.Halbukiyse ben engelli olduğumda 1,5 yaşındaydım ve o zaman ne kötülüğüm, ne hatam olabilirdi ki bu ceza! bana reva görülsün değil mi?

Umarım hepimiz bu konuda üzerimize düşen görevi yapar, bilinçsiz insanlarımıza gereken telkinleri yapabiliriz.

Saygı ve sevgiler sunarım.
NoEngel

20 Aralık 2009 Pazar

Şekerkokusu bloğu Sahibi Sevgili Şenay Hanımın Babası vefat Etmiş.Acısını paylaşıyoruz.


Ben babamı pamuklara sarıp..sarmalarken...
Dışarıda yağan yağmur korkutuyor beni...
Babam ıslanır mı ...
Babam üşürmü yoksa... Devamı...

Bu başlığı açmak zorunda kaldım.Bu vefat haberini geç öğrendiğim ve kardeşime bir nebze olsun teselli veremediğim için üzüldüm. :( Bu başlığı açarak herkesin haberi olmasını istedim.

Engelim ve Ben Şiiri

Yüreğinde ki duyguları şiirlerine çok güzel bir şekilde yansıtan değerli bir arkadaşıma, engellilerle ilgili bir şiir yazmasını rica ettim.O'da beni kırmadı ve o değerli kalemini birde engelliler için kullandı.Ben kendi adıma çok beğendim ve engellilerin iç dünyasını güzel bir şekilde yansıttığını düşünüyorum.Bakalım sizler ne düşünüyorsunuz?

13 Aralık 2009 Pazar

Gülse Birsel Karakalem Portre,Sanatçı karakalem resimleri

Uzun zamandır ara verdiğim çizimlerime başladım.Bu defaki çalışmamız sanatçılığıyla,kişiliğiyle çok beğendiğim Gülse Birsel'dir. Umarım beğenirsiniz.


Gülse (Şener) Birsel 11 Mart 1971 tarihinde İstanbul'da doğdu. Beyoğlu Anadolu Lisesi'ni bitirdikten sonra, Boğaziçi Üniversitesi'nde Ekonomi okumaya başladı. Üniversitenin ikinci yılında Aktüel dergisine muhabir olarak girdi. 1994'te Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun oldu ve ABD''ye gitti. New York'ta Columbia Üniversitesi Sinema bölümünde yüksek lisans yaptı.

1996'da Türkiye'ye dönen Gülse Birsel, üç ay boyunca ATV'de kahvaltı bülteninin dış haberlerini yazdı. Ardından Esquire dergisinin yayın yönetmeni oldu. Bir yıl bu görevi sürdürdükten sonra Harper's Bazaar dergisinin yayın yönetmenliğine geçti. Bu arada Bazaar Gelin ve Orange dergilerini çıkarttı. 2001 ve 2002 yıllarında Harper's Bazaar, FHM, House Beautiful ve Gezi dergilerinin yayın danışmanlığını yürüttü.

ATV'de yayımlanan Avrupa Yakası adlı dizinin yazarı ve oyuncusudur. Bu dizide kendi oyunculuğunu göstermektedir. İzlenme rekorları kıran Avrupa Yakası bir çok hedef kitleye yayılmıştır. Cumartesi ve pazar günleri Sabah Gazetesi'nde yazmaktadır.

Bir dönem g.a.g. adlı TV programının metin yazarlığı ve sunuculuğunu yapmıştır. Mart 2003'te gazete yazıları ve bazı g.a.g. metinlerinden oluşan Gayet Ciddiyim adlı kitabı yayımlandı. 2004'te Hâlâ Ciddiyim, 2005 yılında ise "Yolculuk Nereye Hemşerim?" adlı kitapları yayımlandı. Yazdığı üç kitap da Çok Satanlar arasında yer almıştır.

Ayrıca "Hırsız Var" adlı sinema filminde de oynamıştır.

Gazeteci ve televizyoncu Murat Birsel ile evlidir.

Biyoğrafi alıntıdır.

7 Aralık 2009 Pazartesi

Kurallara Uygun Olmayan Civciv

 
Bir şenlikte gösterdiğimiz "Balyoz" adlı kısa Yugoslav filmini hatırlıyor musunuz? Hani bir 'civciv fabrikasi'nı anlatan? "Çağdaş" (!) yöntemlerle her gün binlerce civciv üreten bir işletmeyi gösterir bize film. Üzerinden binlerce civcivin geçtiği geniş bir bant'ın iki yanında "kapo"ları andıran seçici kadınlar durur ve "sağlam" civcivleri ayırırlar. "Bozuk",sakat ve ölü civcivler bantta bırakılır ve az ileride yumurta kabuklarıyla karışık olarak bir büyük varile dökülürler.Bantın üzerinde sapsarı, birer küçük ışık yumağı gibi yavrular,yaşamak için titreyerek seçilmeyi beklerler. Birden bir kara civciv görünür aralarında. Sapasağlamdır ama "kurala uygun değil". Acımasız bir el iterek bant üzerinde bırakır onu. Yürüyen bant, civcivi uçuruma götürmektedir. Geriye doğru hızla koşar civciv.Kurtulmak için. Eller yeniden iter onu. "Sen kuralları bozuyorsun. Git..." Bu umutsuz çaba, küçük civciv yumurta kabukları ile birlikte varile düşünceye kadar sürer.Sonra üstüne, düzenli aralıklarla işleyen bir balyoz iner. Varilde çok yer kaplamasın diye. Filmin sonu umutsuz değil. Avluda, arabalara yüklenmek için bekletilen varillerden birinde kimsenin farketmediği bir kıpırtı. Kara civciv, yumurta kabuklarının arasından başını çıkarır. Atlar varlilden ve güneşe uzanan aydınlık bir yolda koşmaya başlar.Düş mü gerçek mi, kimbilir ? Filmin yönetmeni A. İliç'le tanışmak, dost olmak fırsatını buldum. Sakin, ağırbaşlı, orta yaşlı bir sanatçıydı. İlk sorum şu oldu: "Kara civcivin, bant üzerinde itilerek bırakılınca, geriye doğru koşup kurtulmaya calışmasını nasıl sağ1adınız?" Gülerek yüzüme baktı "Civcivler de sıcaklığa ve sevgiye doğru koşarlar" dedi."Kara civciv bantın üstüne gelince, filmde göstermediğimiz kısa bir sürede, seçici kadınlardan biri onu sıcak avucunda bir an tutarak okşadı. Sonra onu bıraktığında,hatta eliyle ittiğinde, gene de koşup durdu bu dost sandığı sıcaklığa civciv.Civcivi aldatmak zorunda kaldığımız için üzüntü duyuyorum. Ama ne yapalım seyirciye istediğimiz mesaji vermek için hile yapmak zorundaydik. Ayrıca küçükler ne kadar kolay aldanıyorlar..."
BALYOZ" VE "ÖZGÜRLÜK"
15 Ocak '83
Bu yazı Onat Kutların  bir yazısı olup,
Onat Kutlar'ı saygıyla anıyoruz.


NoEngel Yorumu: Bu yaşanmış hikayede başka bir konuya dikkat çekmek istenilmişse de nedense engelliler açısından da beni derinden etkilemiş bulunmaktadır.Biz toplumun siyah civcivlerimiyiz? diye aklıma bir soru takılmakta ve bizlere bu civciv örneğinde olduğu gibi balyozla ezilecek bir civciv gibi davranılmaktamıdır.Bu ülkenin bu toplumun bir ferdi olarak sen engellisin işe yaramazsın, sen hiç bir şeye karışma, oy kullanma,iş yapma otur oturduğun yerde,biz sana üç beş kuruş veririz, gül gibi geçinirsin anlamında bir yaklaşım zaman zaman  sergilenmektedir. Engelliler olarak her zaman topluma yararlı bir birey olmaya çalışıyor, toplumdan soyutlanmak istemiyoruz.Fakat devletin bizlere tanıdığı çoğu haklar son derece kısıtlı ve acıma hissiyle çıkarılmış yarım yamalak kanunlardan ibarettir. 

Bu düşüncelere kapılmama bir çok örnek verebiliriz.En basitinden sağlık raporlarında ki tutarsız uygulamalar gösterebiliriz.Bir ayağı olmayan bir vatandaşa sen engelli değilsin diyen bir sağlık raporu yönetmeliği var. Bu yönetmelik o kadar çok sıkıntı yaratıyor ki bunu acısını çekmeyen bilemez.Ne engelli sayıyorlar, nede sağlam olarak işe alıyorlar.


Bir başka örnek ise seçim zamanı oy kullanmaya gidiyorsunuz.Oy kullanacak yer 3.katta ve siz tekerlekli sandalyedesiniz.Asansörde yok, ya da çalışmıyor.Bu durumda bizim oy kullanmamız isteniyor.Oy kullanacağınız binanın önüne geldiğinizde bir kaç içinde acıma hissiyle hareket eden  yardım sever sizi karga tulumba alıp oy kullanacağınız sandığa götürüyor. Halbukiyse engelli olduğumuz başından belli buna göre bir binada oy kullanmak için çok kolay bir tedbir alınabilir.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz ancak şimdilik bu kadarını yeterli buluyorum.Bir kez daha söylemekte yarar var tüm engellilerin isteği bizlere toplumun bir ferdi gibi davranılması, engelimizden dolayı ikinci sınıf vatandaş gibi görülmemesidir.Kısacası toplumun siyah civcivi olarak anılmak ve görünmek istemiyoruz.Sevgiyle ve sağlıcakla kalın...


2 Aralık 2009 Çarşamba

Engellilerin, Engellerin Kaldıralım - 3 Aralık Engelliler Günü,Engelli Haberleri

Kocaeli Gazatesi Yazarı Sevgili Bülent Ekinci 3 Aralık Engelliler Gününe özel çok güzel bir köşe yazısı hazırlamış.Bu yazıyı bu önemli güne özel tüm okuyucularımla paylaşmak istedim.



ENGELLİLERİN, ENGELLERİNİ KALDIRALIM
 

1992 yılında Birleşmiş Milletler aldığı bir kararla, 3 Aralık gününü “Uluslararası Engelliler Günü” olarak ilan etti. Bu kararın ardından BM İnsan Hakları Komisyonu 5 Mart 1993 tarihli ve 1993/29 sayılı bildirisi ile üye ülkelerce 3 Aralık gününün “Engellilerin topluma kazandırılması ve insan haklarının tam ve eşit ölçüde sağlanması” amacıyla tanınmasını istedi. Ve o günden beri, 3 Aralık “Engelliler Günü” olarak bilinmektedir.
Bizim ülkemizin nüfusunun yüzde 12.29'u yani 8.5 milyon kişisi engelli. Aslında her birimiz birer engelli adayıyız. Kimi doğuştan, kimi yaşam standartlarından, kimide başına gelen talihsiz olaylardan engelli duruma gelmiş. Benim şehrimdeki engelli insanların durumuna baktığımızda ise onlar için çok parlak bir kalite görünüyor diyemeyiz.
O kadar alakalıyız ki bir engellinin veya engelli yakınının en büyük hayali arasında halen “tekerlekli sandalye”ye sahip olmak var. Engellilerimizin engellerini azaltacak tekerlekli sandalye bulmasının bile güç olduğu bu kentte, ne onlar için kaldırım düşünmüşüz, ne rampa nede otobüslere binmelerini kolaylaştıracak bir aksan yapmışız.
Ya otoparklar, alışveriş merkezlerinde engelliler için ayrılmış olan park yerlerinde kaç engelli otomobili gördünüz. Hangimiz onlara ayrılan yeri boş bırakıyoruz. Park yeri bulamayınca “çup” hemen engelli vatandaşlara ayrılan yerlere park kendi otomobilimizi bırakıyoruz.
Garip olan ne biliyor musunuz, “Yaşamak bir mucize iken, sakat kalmış vatandaşlarımızın yanına bir gün biz de katılabiliriz” düşüncesini aklımızdan silmemiz. Evet, kendimizi onların yerine hiç koymadık. Bizler güzel ve pahallı bir ayakkabı almanın hayalini kurarken, hiç ayakları olmayan bir engelli insanları aklımıza getirmedik.
Engellilerin engellerini kaldırmak için daha yaşanılır bir dünya, daha yaşanılır bir Kocaeli yaparsak, bizler de geleceğimizi teminat altına almış oluruz. Orada gördüğümüz engelli biziz, gelin bize yardım edelim. 

Yazar:Bülent Ekinci
Kaynak:www.kocaeligazetesi.com.tr

1 Aralık 2009 Salı

Engelli Vatandaşlara Bakan'dan Müjdeli Haber:Kamuda boş olan 38 Bin Engelli Kadrosu Dolacak,Engelli Haberleri

Çalışma Bakanlığı, kamuda boş bulunan 38 bin özürlü kadrosunun doldurulması için düğmeye bastı. Bakanlık tüm kurumlara uyarı yazısı gönderdi. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer, Kararlıyız, önümüzdeki yıl bu kadrolar dolacak, aksi durumda özel sektöre ne yapıyorsak kamu kurumlarına da onu yapacağız dedi


Hükümetten 38 bin 192 özürlüye müjde geliyor. Çalışma Bakanlığı, kamuda boş bulunan 38 bin 192 kişilik özürlü kadrosunun doldurulması için düğmeye bastı. Bakanlık kamu kurumlarına “uyarı” yazısı göndererek 2010 yılında boş kadroların doldurulması gerektiğini bildirdi. Çalışma Bakanı Ömer Dinçer’in bizzat ilgilendiği ve Başbakan’ın da onayını alarak düğmeye bastığı projenin hayata geçirilmesiyle 2010 yılı sonuna kadar 38 binden fazla özürlü vatandaş ‘devlet kapısında’ iş sahibi olacak.
Çalışma Bakanı Ömer Dinçer gelişmeyle ilgili şöyle konuştu:
“Devlet kurumlarında özürlü kadroları niye boş? Özel sektöre gidip neden özürlü çalıştırmıyorsunuz, diyeceksiniz. Ama kamu olarak yasaya uymayacak, kadroları boş tutacaksınız. Bu benim kabul edebileceğim bir şey değil. Zaten kamu kurumlarına bildirdik. Yasanın gereğini yapın, boş özürlü kadrolarınızı gerektiği şekilde doldurun, dedik. Bunu bizzat takip ediyorum. Önümüzdeki yıl bu kadroların doldurulması sağlanacak. Aksi durumda özel sektöre ne yapıyorsak, kamu kurumuna da onu yapacağız. Bunu da şimdiden söylemiş olayım” diye konuştu. Konuyla ilgili önceki gün Meclis Plan ve Bütçe Komisyonu’nda milletvekillerine bilgi veren Dinçer, “Bu konuda kararlıyız. Tek tek kurumları takip ediyoruz” dedi.
Kadronun yüzde 80’i boş
Kamuda halen 38 bin 192 özürlü memur kadrosu boş durumda. Kamunun çalıştırması gereken özürlü memur sayısı 48 bin 549 iken, istihdam edilen özürlü memur sayısı 10 bin 357 düzeyinde. Dolayısıyla 2010 yılında plan hayatta geçirilebilirse kamu kurumlarında 38 bin 192 özürlü devlet kapısında işe alınacak.
Bakanlık yetkililerinden edinilen bilgilere göre, bugüne kadar özel sektör firmaları özürlü çalıştırma konusunda sıkı denetimlere tabi tutuldu. Yasaya aykırı olarak bu şartı yerine getirmeyen özel sektör işletmelerine cezalar kesildi. Ancak aynı yasa kapsamında hiçbir kamu kurumuna ceza kesilmedi.
Bakanlık, “Yasaya uyun” diyerek zorladığı kamu kurumlarının yöneticileriyle karşı karşıya geldi. Kurumlar kadroları dolduramama gerekçelerinin Maliye Bakanlığı’nın izin vermemesine dayandırırken, Çalışma Bakanlığı’nın, konuyla ilgili Maliye Bakanlığı’yla gerilim yaşadığı belirtiliyor. Edinilen bilgilere göre, Maliye, kamuya getireceği mali yük nedeniyle bu karara ayak direrken, Çalışma Bakanlığı ilk adımı atmış durumda. Çalışma Bakanlığı kaynakları, kurumlara konuyla ilgili “uyarı” yazısının gönderildiğini belirtiyor.
1 aylık ceza 76 milyon TL
BakanlIk yetkilileri kamu kurumlarının özürlü çalıştırma zorunluluğuna direnmesi halinde, devlet dairelerine milyon liralık cezalar yağabileceğinin altını çiziyorlar. Buna göre kamuda boş tutulan 38 bin kadro için 1 aylık ceza kesilmesi halinde bile tutar 76.4 milyon liraya ulaşacak.
Özel sektöre her ay kişi başı 2 bin TL ceza kesiliyor
Halen 5763 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğe göre 50 veya daha fazla işçi çalıştıran özel sektör yüzde 3 özürlü, kamu işyerleri ise yüzde 4 özürlü çalıştırmak zorundalar.
Çalışma Bakanlığı, rutin denetimlerle bu şartı yerine getirmeyen özel sektör firmalarına Türkiye İş Kurumu aracılığıyla idari para cezası kesiyor. Kanuna aykırı olarak özürlü çalıştırmayan işverene, çalıştırmadığı her özürlü ve çalıştırmadığı her ay için 2 bin lira düzeyinde ceza kesiliyor. Bu tutar her yıl yeniden değerleme oranında artırılıyor.
Öte yandan aynı yasal zorunluluğa rağmen kamu kurumları yasaya uymuyorlar. Kamu kurumları yüzde 4 oranında özürlü çalıştırmak zorunda olmalarına rağmen halen kamuda toplam özürlü kadrosunun yüzde 20’si dolu, kalan yüzde 80’i boş durumda.
Kaynak:Vatan

NoEngel Yorumu: 
Bu haberi ilk gördüğümde bak işte bu ülkede engelliler için bir şey yapılıyor diye düşündüm.Tüm engelliler adına sevindim.
Ancak şöyle bir durum söz konusu.Ülkede engelli insan kalmadığı için bu kadar çok kadro boş diye bir saptamam var. Şöyle ki daha önceki yazılarımda belirttiğim üzere sağlık raporlarında son derece çelişkiler ve haksız uygulamalar var. Örneğin engelli sayılabilmek için iki ayağınızın olmaması gerekiyor.Tek ayağınız yoksa yönetmelikler gereği  %19 oranı alıp engelli olmuyorsunuz.Keza engelli sayılmak için %40 ve üzeri oran almanız lazımdır. Bu şartlarda engelli sayılmadığımız için bu boş kadrolarda engelli işçi olarak çalışmak da  hayalden öteye gitmiyor. Umarım bu sağlık raporlarında ki çelişkileride düzenleyecek müjdeli bir haberi yetkililerden merakla bekliyoruz.
Saygı ve Sevgilerimle.
NoEngel

Site Araçları

ENGELSİZ DÜNYAM

↑ Grab this Headline Animator

FriendFeed'de bana abone ol My BlogCatalog BlogRank

coprıght

ANALİSTİK